SON DAKİKA
Hava Durumu

Ağıralioğlu Zonguldak'tan Seslendi: "Enflasyonu Düşüremeyen Hükümet Seçime Gitmeli"

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Zonguldak'ta yaptığı açıklamada ekonomi ve yönetim krizine dikkat çekerek her an seçime hazır olduklarını belirtti. Enflasyonun düşürülmemesi durumunda erken seçim kararı alınmasını öngören bir anayasa teklifi hazırlayacaklarını söyledi.

Haber Giriş Tarihi: 13.09.2026 15:01
Haber Güncellenme Tarihi: 13.09.2026 15:11
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.gundem67.com.tr/
Ağıralioğlu Zonguldak'tan Seslendi: "Enflasyonu Düşüremeyen Hükümet Seçime Gitmeli"

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin Zonguldak İl Başkanlığı binasının açılışı dolayısıyla geldiği kentte yaptığı açıklamalarda, Türkiye'nin siyasi ve ekonomik gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ağıralioğlu, erken seçimden Türkiye Taşkömürü Kurumu'na (TTK), ekonomi politikalarından ittifaklara kadar birçok konuda görüşlerini açıkladı.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin Zonguldak İl Başkanlığı binasının açılışı için kente geldi. Zonguldak girişinde partililer tarafından karşılanan Ağıralioğlu, kentte düzenlenen programda basın mensupları ve partililerle bir araya geldi.

Zonguldak'a ikinci kez parti çalışmaları kapsamında geldiklerini belirten Ağıralioğlu, yeni kurulan bir parti olarak iki yıldır sahada olduklarını söyledi.

Ağıralioğlu, "Zonguldaklı hemşehrilerimizle buluşmamız, buradaki ikinci yılımız oluyor. Biliyorsunuz siyaset eskiden olduğundan daha zor. Ekonomide şartlar bozulunca, memlekette şu anda içinde olduğumuz siyasi yönetim tarzı; aile hürriyetinin, örgütlenmenin öneminin arkasındaki beklenti konforu kaybolduğu zaman veya maddi şartlar ağırlaşınca siyaset esas üzerinden yapıldığı için muhalefette olanlar için çok daha meşakkatli hâle geliyor. Sesini duyurmak, ayakta kalmak, motivasyonu yüksek tutmak, seçime kadar diri bir organizasyonu milletin umudu hâline getirip millete sunmak meşakkatli işlerdir. Partiler biraz böyledir." dedi.

Yeni kurulan partilerin en büyük avantajının seçime yakın kurulmak olduğunu ifade eden Ağıralioğlu, Anahtar Parti'nin ise beş yıllık bir dönemin başında kurulduğunu belirterek şöyle konuştu:

"Yeni kurulan partilerin en büyük şansı, kurulur kurulmaz bir seçimin gelmiş olmasıdır; yani seçime yakın kurulmaktır. Biz beş yıllık bir zaman diliminin başında kurulduk. İstişaresi bir yıl sürdü. Anadolu'nun her köşesine gidebildiğimiz kadarıyla milletimizle istişare ederek kurulduk. İki yıldır sahadayız; şimdi inşallah milletimizin teveccühüne arz edeceğiz, yani üçüncü yılımıza giriyoruz. Seçime bir buçuk yıl daha var zannediyorum. Kurulduğu günden seçim takvimine kadar ayakta kalabilen bir dinamizm, Türkiye'nin bütün seçim bölgelerinde örgütlenebilme kapasitesi göstermek gerekir. Memleketin bunca sorununa ve hayal kırıklıkları yaşayan seçmene rağmen, ümidini yitirme mecburiyetinde bırakıldığı bir alternatifsizlik içinde Anahtar Parti'yi umut yapabilme gayreti, bizim ikinci yılımızın başarısıdır."

"ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMİN AKTÖRÜ OLACAĞIZ"

Partinin kuruluş döneminde anketlerde düşük oranlarda gösterildiğini belirten Ağıralioğlu, bugün ise baraj sınırında değerlendirilen partiler arasında olduklarını söyledi.

Ağıralioğlu, "Anketlerde kurulduğumuz zaman 'Yüz altmış birinci parti olarak kuruldunuz' dendi. Şu anda Türk siyasetinin baraj sınırına yaslanmış; beş sayarlarsa altıncı, dört sayarlarsa beşinci partisi durumundayız. Önümüzdeki dönemin aktörü olacağız. Geçmişi muhasebe edip geleceğe bir umut imkânı sunacağız. Geçmişle yaka paça olmak, kavga etmek, siyasi münakaşa etmek için kendisine fırsat alanı gibi bakanlardan değiliz. Geçmişte yapılan hataların önümüzdeki dönem tekrarlanmayacağı, bulduğumuzdan daha güzel bir vatanı evlatlarımıza bırakabileceğimiz bir muhasebe alanı olarak bakıyoruz." ifadelerini kullandı.

"MEMLEKETİ TEK CEPHE YAPACAĞIZ"

Türk siyasetindeki kamplaşmaya da değinen Ağıralioğlu, siyasetin cepheleşme üzerinden yürütülmesine karşı olduklarını belirtti.

Ağıralioğlu, "Siyasetin bu ara içine düşmüş olduğu kamplaşmadan, memleketin tamamını tek bir cephe yapma hassasiyeti taşıyoruz. Türkiye'de biliyorsunuz cephe siyaseti yapılıyor. Cephe siyasetini de mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi besliyor. Biz memleketi tek cephe yapacağız. İllaki cepheleşerek siyaset yapılacaksa; alın teri cephesi, emek cephesi, gayret cephesi, nezaket cephesi, terbiye cephesi, memleketin 86 milyonunun bir ve beraber olduğu aile cephesi, liyakat cephesi, hukuk ve demokrasi cephesi olmalı. 86 milyonun içine sığabileceği, umudunu yeşertebileceği, kariyerini ve yatırımını planlayıp kazancını öngörebileceği bir düzen şart. Yani aslında memlekette siyasi avantaj cephesi değil, 86 milyonu ayağa kaldıracak yeni bir plan cephesi olmak zorundayız." diye konuştu.

Anahtar Parti olarak hükümete ve muhalefete yönelik değerlendirmelerinde sorunlara ve çözümlere odaklandıklarını ifade eden Ağıralioğlu, "Anahtar Parti geçmiş muhasebelerini doğru yaptı. Hükümete bir aynaya bakar gibi bakıyoruz. Muhalefetin içine düşmüş olduğu, her seçimde hayal kırıklığına sebep olan bu savrulmayı vatandaş için yeni bir hayal kırıklığına dönüştürmesin diye, memlekette sorunlara odaklanmış, çözümleri ortaya koyabilen, memleketi daha zengin ve güçlü yarınlara taşıyabilen bir siyasi sorumluluk hattında Anahtar Parti ile buluşturmaya çalışıyoruz." dedi.

"SİYASETİN GERÇEK GÜNDEMİNE ODAKLANIYORUZ"

Partisinin saha çalışmalarına devam ettiğini anlatan Ağıralioğlu, Zonguldak'ın ardından Akçakoca'ya geçeceğini belirterek, "Bu vesileyle Zonguldak'tayız. Zonguldak buluşmamızdan sonra akşam Akçakoca'ya gideceğiz, orada milletimizle buluşacağız. Her hafta sonu bir il programı, hafta içi esnaf ziyaretleri, sivil toplum kuruluşlarıyla buluşmalar gerçekleştiriyoruz. Sahada millete temas ediyoruz. Yani siyasetin dedikoduya, münakaşaya, kavgaya ayırdığı zamanın dışında, siyasetin gerçek gündemine ve milletin sorunlarına odaklanan bir sorumluluk hattına çekmeye çalışıyoruz. Bu hassasiyetle siyaset yapacağız. Allah nasip ederse bu yol zordur; sizin buradaki varlığınız o yüzden bizim için çok kıymetli." ifadelerini kullandı.

Ulusal ve konvansiyonel medyada tekelleşme olduğunu savunan Ağıralioğlu, yerel medyanın önemine dikkat çekti.

Ağıralioğlu, "Ulusal medyayı, konvansiyonel medyayı kullanamıyoruz. Orada bir tekelleşme var, sahte bir yapı var. Muhalefetin elinde de birkaç medya organı var, orada da tekelleşme var. Yani herkes kendi tarafına geçip kendisi gibi kavga edecek adama imkân vermek istiyor. Millet için kavga edecek olan ya da siyaseten bu siyasi dedikodu alanı dışında gerçek sorunları konuşmak isteyene yer yok. Herkes 'Benim yanıma gel, rakibime hakaret et' isteğinde. Dolayısıyla siyaseti hakaretle değil de mesuliyetle yaptığımız için kendimize çok zor yer buluyoruz." dedi.

"ZONGULDAK'IN GAZETECİLERİ DİŞLİDİR"

Yerel basının demokrasideki rolüne vurgu yapan Ağıralioğlu, Zonguldak basınına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

Ağıralioğlu, "Bu yüzden yerel gazete çok mühim. Zonguldak'ın gazetecileri köklü bir geleneğe sahiptir; dişli gazetecilerdir. Eskiden beri her türlü angajmana, baskıya, ihtilallere rağmen ayakta kalabilmişlerdir, kuvvetlidirler. O yüzden Meral Başkan da beni uyardı: 'Bizim gazeteciler biraz dişlidir, ona göre.' Ben de bunu kıymetli buluyorum çünkü gazetecinin dişli olması demokrasinin kuvvetli bir çarkıdır. Gazeteci dişli oldu mu memlekette yanlışa projektör tutuluyordur, kabahate ve kusura mutlaka dikkat çekiliyordur. Memleketin hakkı yeniyorsa mutlaka o hak duyuruluyordur. Gazetecinin dişlisi memleketin umudunu kuvvetlendirir. O yüzden dişli gazetecilerin ve toplumun karşısında oturmaktan bahtiyarım, var olun." diye konuştu.

Ağıralioğlu, "Konvansiyonel medya yoksa yerel medya var. Tembihlenmiş medya yoksa vicdanıyla hâlâ mesleğini ayakta tutmaya çalışan yerel gazetecilerimiz var." ifadelerini kullandı.

"MEMLEKETİMİZE TALİBİZ"

Siyasette mazeret üretmediklerini belirten Ağıralioğlu, iktidara alternatif olma hedefinde olduklarını söyledi.

Ağıralioğlu, "İnşallah önümüzdeki dönem bu zorluklara rağmen devam edeceğiz; ben mazeret üretmeyi seven biri değilimdir. 'Böyle olur, şöyle olur' demem. Elimizde ne kadar imkân varsa vardır. Hükümetin imkânları varsa bizim de elimizde kalbimiz var, planımız var, memleketle ilgili derdimiz, gayretimiz, hassasiyetimiz, irademiz ve cesaretimiz var evelallah. Dolayısıyla 'Mazeret verdiler, çıkarmadılar' gibi sızlanan bir siyaset yapmıyoruz. Ciddi bir iş yapıyoruz, memleketimize talibiz. Her türlü zorluğuyla talibiz. Siyasetin içindeki bütün zorlukları bilerek varız. Önümüzdeki dönem rekabette iktidara ve 86 milyona bir alternatif sunma gayretindeyiz. Size de teşekkür ediyorum. Çerçevesi bu olan bir gayret içindeyiz. Sorularınızı alayım efendim." dedi.

ERKEN SEÇİM AÇIKLAMASI

Bir gazetecinin "Erken seçim istiyor musunuz?" sorusunu da yanıtlayan Ağıralioğlu, mevcut şartlarda erken seçim beklemediğini ancak partisinin her tarihte yapılabilecek seçime hazır olduğunu söyledi.

Ağıralioğlu, "Efendim şöyle: Erken seçimi normalde çok konuşuyorlar biliorsunuz ama Tayyip Bey kazanılmış bir hakkı erken vermeye, bir yıl da olsa ondan vazgeçip erkene almaya yatkın değildir. Kazandığı haklarını sonuna kadar kullanmayı seven, sınırına kadar taşıyan bir siyasi iradeyi temsil ediyor. Bu açıdan bakınca tarih Nisan 2028'dir." dedi.

Türkiye'de ekonomik zorlukların ve seçmen memnuniyetsizliğinin bulunduğunu savunan Ağıralioğlu, şöyle devam etti:

"Fakat memlekette iktisadi zorluklar var. Memleketteki memnuniyetsizlik seçmeni kararsız hâle getirmiş durumda. Şu anda 'kararsızlar birinci parti' gibi ölçümler yapılıyor. Bunun bir tsunamiye dönüşeceğinden korkanlar var. Muhalefet içinde bunu söyleyenler de var. Kararsız denilen kitle aslında sessiz bir çoğunluk. Bir sessizliğin çığlığı var ve bunun seçimi zorunlu kılacağını söyleyenler bulunuyor. Yapılan anketlerde kararsız çoğunluk dağıtılmadan AK Parti bile yüzde 22-23 çıkıyor. Diğer partiler de ona göre; bizi yüzde 3-4 buluyorlar, kararsızlar dağıtılınca yüzde 5-6'ya geçiyor."

Ekonomik ve sosyal sorunların seçimin sonucunu öngörülemez hâle getirebileceğini dile getiren Ağıralioğlu, "Ancak bu sessiz çığlık 2002'deki gibi bir patlamaya sebep olabilir. O yüzden öngörülemez bir alan burası. Memnuniyetsizlik var; emekli bu kadar zorda, asgari ücretli bu kadar darda, çocuklarımız işsiz, sokaklar güvensiz, cezaevleri dolu, hastanelerde yığılma var, iş insanları feryat ediyor, iflas dosyaları her gün kabarıyor, kredi kartı mağdurları milyonları bulmuş, takipteki dosyalar ve icra dosyaları kabarıyor. İnsanlar mağdur. Bütün bu mağduriyetlerin üstüne bir de seçim derseniz, ne sonuç alacağınızdan emin olamazsınız." ifadelerini kullandı.

"İşler düzeliyor" duygusu oluşmadan yapılacak bir seçimin hükümet açısından olumsuz sonuç doğuracağını savunan Ağıralioğlu, şöyle konuştu:

"Piyasada 'işler düzeliyor' duygusu oluşturmadan, insanların cebine biraz katkı sunmadan, ticareti bereketle buluşturmadan, insanların emeğini ve alın terini ayağa kaldırmadan yapılacak bir seçim hükümet için kötü bir final olur. Bu şartlarda seçim yapmak hükümet açısından intihar olur. Ben şu an bir erken seçim beklemiyorum. Ama biz muhalefetiz, erken seçime hazır olmak zorundayız ve hazırız. Yarın yaparlarsa yarına, 27 Kasım'da yaparlarsa ona, Nisan 2028'de yaparlarsa ona da hazırız. Biz memleketin tarihlerine değil, sorumluluğuna hazırız. Hangi gün seçim olacağı değil, milletin hizmetini göreceğimiz gün önemlidir."

Seçim kararının Cumhur İttifakı içerisindeki siyasi dengelerle de ilişkilendirildiğini belirten Ağıralioğlu, "Mevzu Tayyip Bey olunca insanlar haklı olarak ironi yapıp 'Seçime Devlet Bey karar verir' derler. Klasik erken seçim kararları Devlet Bey'in elinde olduğu için 'Biz çenemizi yormayalım' diyenler var. Biz memleketin sorunlarının hizasında duruyoruz, ne zaman yaparlarsa hazırız. Erken olmasını arzularız çünkü memleketin yönetilemediğini düşünüyoruz." diye konuştu.

"YÖNETİM KRİZİ YÜZÜNDEN EKONOMİK KRİZ VAR"

Türkiye'de yalnızca ekonomik değil, siyasi kriz de yaşandığını savunan Ağıralioğlu, seçimle yönetim anlayışının değişmesi gerektiğini söyledi.

Ağıralioğlu, "Biz memlekette sadece bir iktisadi kriz olduğuna inanmıyoruz; bir siyasi kriz olduğuna inanıyoruz. Bize 'ekonomik kriz' diye dayatılan bu durumun, siyasi yönetim maharetsizliğinden kaynaklandığına ve düzenin seçimle değişeceğine inanıyoruz. Yönetim krizi yüzünden ekonomik kriz var. Bu yüzden seçimi zorlamaya çalışıyoruz." dedi.

İktidara yönelik eleştirilerini de sıralayan Ağıralioğlu, "İktidarın seçimde bizden duyacağı en esaslı tenkit şudur: 'Şu anda neyiniz eksik ki? Hangi gücün noksanlığından dolayı bizi bu kadar sorunla yaşatıyorsunuz ki seçimden sonra bizi bu dertten kurtaracaksınız?' Bunun cevabını vermek zorundalar. Hükümetin şu anda 600 milletvekili varmış gibi bir kudreti var, sistem buna imkân veriyor. Bu kadar kudretli bir hükümetin 'Şimdi yapamadığımı 2028'de yapacağım' diye milletin karşısına çıkması anlamsızdır. Hükümetin patinaj yapacağı yer burasıdır. 'Bu seçimi değil, on seçim daha alsanız memleketi bu şartlarda nasıl kurtaracaksınız?' sorusu, hükümetin millete vereceği esas cevaptır." ifadelerini kullandı.

Ağıralioğlu, seçim tarihi konusunda kesin bir öngörüde bulunmadığını belirterek, "O yüzden şu an için kesin bir tarih öngörüsünde bulunamıyorum. AK Parti kurmaylarından 27 Kasım'ı ima edenler var ama belirsizliğe gerek yok. Ben pratik olarak Tayyip Bey'in 'Beş yıllığına seçildim, niye hakkımı erken kullanayım?' demeye daha yakın olduğunu düşünüyorum. Sandığı ne zaman getirirlerse getirsinler, sandığın başında bekleyeceğiz." dedi.

TTK VE ZONGULDAK DEĞERLENDİRMESİ

Ağıralioğlu, "Zonguldak'a ilk gelişiniz mi? Türkiye Taşkömürü Kurumu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?" sorusuna ise Zonguldak'a ilk kez gelmediğini belirterek yanıt verdi.

Ağıralioğlu, "Zonguldak'a ilk gelişim değil. Ben 35 yıldır cemiyetçilik yapıyorum, gençlik yıllarımdan beri gelip gidiyorum. 1994'te de 1995'te de geldim." dedi.

Zonguldak'ın nüfus kaybı ve ekonomik sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Ağıralioğlu, kentteki gazetecilerin eleştirilerinde haklı bir sitem gördüğünü ifade etti.

Ağıralioğlu, "Zonguldak küçülüyor; nüfus azalması her yerde sorun. Gazetecilerin tenkitlerine baktığımda haklı bir sitem görüyorum: 'Yüz yıla yakın zamandır bu memleketin ışığıyız, enerjiyiz, ısınmasına vesileyiz. Yerin altından memlekete umut kazıyoruz. Bu kadar emek verdik, vefayı hak ediyoruz.' Zonguldak böyle bir sitemde bulunmakta sonuna kadar haklıdır. Memleketi ısıtan, kalkınmasına ve sanayileşmesine imkân sağlayan bir şehrin payına bugün nüfusta azalma, göç ve işsizlik düşmüştür." diye konuştu.

TTK'daki çalışan sayısının geçmişe göre azaldığını belirten Ağıralioğlu, "Eskiden kömür işletmelerinde 40 bin kişi çalışırken bugün bu sayı civar bölgelerle birlikte 7 bin seviyelerine gerilemiştir. Bartın ve Karabük'ün ayrılmasıyla Batı Karadeniz'in kalkınma dengeleri değişmiştir. Zonguldak vermiş ama alamamış; büyütmüş, uğurlamış ama kendisine bir şey kalmamış bir şehirdir. Bu kadar sene milletine bakmış bir şehre devlet de vefasını göstermelidir." ifadelerini kullandı.

Zonguldak'tan önemli siyasetçilerin çıktığını hatırlatan Ağıralioğlu, kente verilen siyasi desteğin tüm Türkiye'yi kapsayan bir kalkınma planına dönüşmesi gerektiğini söyledi.

Ağıralioğlu, "Buradan Köksal Toptan, Mehmet Haberal, Güneş Müftüoğlu gibi değerli siyasetçiler çıktı. İktidar partisine oylar verildi. Ancak lokal bir şehri konuşmak yerine tüm Türkiye'yi, Zonguldak'tan Hakkâri'ye kadar her yeri ayağa kaldırmak zorundayız. Zengin, kalkınmış, üretimi ve istihdamı planlanmış bir memleket inşa etmeliyiz." dedi.

"ZONGULDAK'IN SORUNLARI YOZGAT'TAN VEYA TRABZON'DAN FARKLI DEĞİL"

Zonguldak'ın sorunlarının Türkiye'nin diğer şehirlerinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini ifade eden Ağıralioğlu, planlama eksikliğine dikkat çekti.

Ağıralioğlu, "Zonguldak'taki sorunlara baktığınızda Yozgat'tan veya Trabzon'dan farklı olmadığını görüyorsunuz. Memlekette ciddi bir planlama zafiyeti vardır. Bu zafiyet yüzünden şehirlerimize işsizlik ve göç düşmektedir. Burada doğal gaz bulundu ancak buna rağmen üretim ve nüfus artmıyor. Türk sanayisinin planlanmasında büyük eksiklikler var. Büyükşehirlere yığılma ve plansızlık ciddi riskler doğuruyor. İstanbul'da beklenen olası bir deprem Türkiye'yi yüzyıl geriye götürebilir." ifadelerini kullandı.

Kendi çocukluk yıllarından ve farklı bölgelerde yaptığı ziyaretlerden örnek veren Ağıralioğlu, "Ben Yozgat'ta büyüdüm; Doğu'ya da gidiyorum, sorunlar hep aynı: Evlatlarımız işsiz ve umutsuz. Zonguldak bir emekli şehri olmuş, emeklilerin yaşama sevinci kalmamış. Esnaf zor durumda. İlk defa patronların, çalışanlarının icra kâğıtlarıyla muhatap olduğuna şahit oluyoruz. Piyasa bozuk ve bundan en çok Zonguldak gibi şehirler etkileniyor." dedi.

Zonguldak'ın sahip olduğu doğal ve ekonomik kaynaklara rağmen potansiyelini yeterince kullanamadığını savunan Ağıralioğlu, şöyle devam etti:

"Zonguldak'ın 8 ilçesinden 6'sının denize kıyısı var, limanları var. Doğal gaz bulundu. Yanı başımızda kömür varken demir-çelik sanayisi için dışarıdan kömür ithal etmek kabul edilemez. Plansızlık açıkça görülüyor."

"ANAHTAR PARTİ MİLLETİN A PLANI OLMAK İÇİN GELİYOR"

Anahtar Parti'nin kalkınma anlayışını da anlatan Ağıralioğlu, "Anahtar Parti, milletin A planı olmak için geliyor. Parolamız; kaynaklarımızı doğru kullanmak ve insanları doğdukları yerde doyurmak. Şehirlerin nüfusunu, yaşam alanlarını, güvenliğini ve yatırım planlamasını yerelden genele bir ahenk içinde planlayacağız. Ölçekli kalkınmayı sağlayamadığımız için sadece maddi kayıp yaşamıyoruz; şehirlerimiz kimliklerini de kaybediyor." diye konuştu.

Türkiye'nin yalnızca yeni bir siyasi partiye değil, kapsamlı bir Türkiye vizyonuna ihtiyacı olduğunu ifade eden Ağıralioğlu, "Türkiye'nin yeni bir partiden ziyade, bu planları tatbik edecek bir Türkiye vizyonuna ihtiyacı var. Hamasetten uzak, işin uzmanlarıyla hazırlanmış detaylı bir yol haritasına ihtiyacımız var. Bu ülke 850 milyona yetecek kaynaklara sahipken, yanlış yönetim yüzünden kendi nüfusuna yetemez hâle getirildi." dedi.

EKONOMİ POLİTİKALARINA ELEŞTİRİ

Ağıralioğlu, ekonomi yönetimine ilişkin değerlendirmelerinde Orta Vadeli Program, enflasyon, faiz, döviz kuru, kamu harcamaları ve borçlanma politikalarını eleştirdi.

Ağıralioğlu, "Orta Vadeli Program (OVP) açıklandığında boşa düşüyor. Bütçe, Genel Komisyon'dan Genel Kurul'a inene kadar yüzde 10 değer kaybediyor; uygulamaya geçtiğinde tutmayacağını hükümet dâhil herkes biliyor. Sayın Cumhurbaşkanı 2019'dan beri 'Enflasyonu tek haneli rakama düşüreceğiz' diyor. 7 yıl oldu." ifadelerini kullandı.

Şeref Oğuz'un enflasyona ilişkin değerlendirmesine atıfta bulunan Ağıralioğlu, "Şeref Oğuz Bey'in güzel bir tespiti var: 'Enflasyon düşmez çünkü enflasyondan beslenen var, kamuflasyon var' diyor. Yani kamunun plansız ve programsız harcamaları söz konusu." dedi.

2002 dönemindeki ekonomi politikalarını örnek gösteren Ağıralioğlu, Anahtar Parti'nin anayasa değişikliği gündeminde bir teklif hazırlayacağını belirtti.

Ağıralioğlu, "2002'de AK Parti geldiğinde yüzde 78,5 enflasyon vardı. O dönemki program harfiyen uygulandı ve enflasyon 3 yılın sonunda yüzde 9'lara kadar düştü. Şimdi anayasa değişikliği konuşuluyor. Biz Anahtar Parti olarak bu plansız ve vaatlere dayalı ekonomi yönetiminin önünü kesmek için bir teklifte bulunacağız: 'Enflasyonu 8 çeyrekte (2,5 yılda) tek haneye düşüremeyen hükümet, 90 gün içinde erken seçim kararı alır' maddesini anayasaya ekletmeye çalışacağız." diye konuştu.

Yüksek faiz ve döviz politikalarını da eleştiren Ağıralioğlu, "Yüksek faiz ve baskılanmış kur politikasıyla iş insanlarına 'Dişinizi sıkın' dediniz. İş insanları mali disipline uyulacağına inanarak fedakârlık yaptı, kârlarından vazgeçti, sermayesini eritti. Ama siz rekabet gücünü yok eden bir döviz politikası uyguladınız. Talebi kısıp dar gelirlinin üstüne yük bindirdiniz. Kamu kaynaklarını israf etmeye devam ediyorsunuz. Tasarruf yapıldığı söyleniyor ama faizden tasarruf yok. Bütçenin 7 aylık faiz yüküyle 58 tane Osmangazi Köprüsü yapılabiliyor." ifadelerini kullandı.

Faiz ödemeleri ve üretim politikaları üzerinden değerlendirmelerini sürdüren Ağıralioğlu, "Faize ödenen paralar doğru planlansaydı, üretim bandı ayağa kalksaydı emeklinin aldığı maaş 20 bin lira değil 40 bin lira olurdu. Enflasyonu düşürmek için izlenen yol; iş insanının, esnafın, dar gelirlinin, asgari ücretlinin ve emeklinin canını çıkardı. Parasını faizde değerlendirenlere imkân sağlandı. Zenginle fakir arasındaki uçurumu derinleştiren bir modellemeye 'enflasyonla mücadele' dediniz." dedi.

Ağıralioğlu, eski ve mevcut ekonomi yönetimine ilişkin de şu ifadeleri kullandı:

"Nureddin Nebati ayrıldığında enflasyon yüzde 38,75'ti. Umut olarak getirilen Mehmet Şimşek döneminde, TÜİK rakamlarına rağmen ancak yüzde 31,75 seviyelerine çekilebildi. Yüzde 42 sabit faizle 5 yıllık bono ihraç ediyorsunuz, sonra da 'Enflasyon düşecek' diyorsunuz. Kendiniz bile düşeceğine inanmıyorsunuz çünkü borçlanmayı sabit faizle yapıyorsunuz."

Türkiye'nin dış borç ve döviz politikalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Ağıralioğlu, "250 milyar dolar borç ödemesi var. Kuru bıraksalar reel sektör çökecek, kuru baskılasalar ihracatçının rekabet gücü kalmıyor. Faizi indirmeseler yatırım yapılmıyor. Bu berbat sarmaldan ülke ancak seçimle çıkabilir." diye konuştu.

Kamu kaynaklarının kullanımını da eleştiren Ağıralioğlu, "Kaynak kalmayınca parasını ödediğimiz, geçiş garantisi verdiğimiz köprü ve otoyolların gelecekteki 30 yıllık gelirini satmaya çalışıyorlar. Buna hakları yok. Enflasyonla mücadelenin öncelikle inanca, ciddi bir programa, bunu uygulayacak kadroya ve popülizmden uzak durmaya ihtiyacı vardır. 150 bine yakın makam arabasının olduğu, faize devasa kaynakların ayrıldığı bir düzende dar gelirliye kaynak bulunamaması kabul edilemez. Hükümet bütçe disiplinini enflasyon vergisiyle sağlamaya çalışıyor. Bu sarmaldan çıkışın tek yolu üretimi ayağa kaldırmak ve üreticiyi desteklemektir." ifadelerini kullandı.

Ülkeden sermaye çıkışı yaşandığını da savunan Ağıralioğlu, "En önemli konulardan biri de şu: Ülkede yüksek faize rağmen dışarıya sermaye kaçışı var. Ödemeler dengesindeki net hata ve noksan tablosunda bu durum açıkça görülüyor. Dışarıdan gelen kaynak kadar dışarıya kaynak transferi yapılıyor. Hükümetin yanıtlaması gereken temel soru şudur: Sizin döneminizde zengin olanlar, paralarını niçin bu ülkede tutmuyor da dışarı çıkarıyor?" dedi.

İTTİFAK POLİTİKALARI

Ağıralioğlu, bir gazetecinin "İttifak politikaları hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?" sorusuna ise Türkiye'de artık sağ-sol ayrımından çok planlılık ve plansızlık ayrımının bulunduğunu söyleyerek yanıt verdi.

Ağıralioğlu, "Türkiye'de artık sağ-sol kalmadı; planlılık ve plansızlık kaldı. Ciddiyet ile ciddiyetsizlik, milletin yanında duran ile iktidar olmak için her yolu mübah gören kaldı." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı seçim sistemindeki yüzde 50+1 şartının ittifakları zorunlu hâle getirdiğini belirten Ağıralioğlu, geçmiş dönemlerde yaşanan siyasi gelişmelerin seçmen güvenini zedelediğini söyledi.

Ağıralioğlu, "50+1 sisteminde ittifaklar bir mecburiyet hâline geliyor. Seçim sisteminin tek avantajı, partilerin kendi amblemleriyle seçime girebilmesidir. Ancak geçmiş dönemde yaşanan hayal kırıklıkları seçmeni yormuştur. Oy verilen partilerin tam tersi istikametlerde yer alması, milletvekili ve belediye başkanı transferleri siyaset kurumuna olan güveni zedelemiştir." dedi.

Anahtar Parti'nin bağımsız bir siyasi çizgide duracağını ifade eden Ağıralioğlu, "Bu yüzden Anahtar Parti'yi kırmızı çizgileri olan bağımsız bir hatta tutuyoruz. Siyasette ilkesizlik zirve yaptı. Geçen dönem Öcalan karşıtlığı üzerinden siyaset yapan Cumhur İttifakı, bugün farklı bir tutum sergiliyor. Muhalefet tarafında ise CHP ile yeni partilerin aynı masada durmasını yadırgıyorum." diye konuştu.

"İTTİFAK HATTIMIZI KIRMIZI ÇİZGİLERİMİZE GÖRE BELİRLİYORUZ"

Terör ve çözüm süreci tartışmalarına ilişkin de sert mesajlar veren Ağıralioğlu, "İktidarı ve muhalefeti Zonguldak vicdanına şikâyet ediyorum: Birbirinizi en sert dille tenkit ederken, evlatlarımızın katillerinin affı veya onlara imkân tanınması gündeme geldiğinde nasıl aynı çizgide durabiliyorsunuz? Nagehan Alçı, Devlet Bey'in izniyle bazı açıklamalar yaptı. 'Açıklanmasında mahsur yok' denilen şeylerin millet vicdanında büyük mahsuru vardır! Evlatlarımızın katiline villa veya yaşam alanı tahsis edilmesi kabul edilemez." ifadelerini kullandı.

Ağıralioğlu, devletin terörle mücadele yaklaşımına ilişkin ise "Devlet, vatandaşın huzuru için gerekirse silah bıraktırmak adına teröristi dinler ama vatandaşına vereceği hakkı teröristle müzakere etmez." dedi.

Anahtar Parti'nin siyasi ittifak kriterlerini de sıralayan Ağıralioğlu, şöyle konuştu:

"Biz ittifak hattımızı ve siyasi koordinatlarımızı şu kriterlere göre belirliyoruz:

Çocuklarımızın katillerini affedenlerin yanında durmayız.

Meclisi Kandil veya İmralı ile eşitleyen süreçlerin içinde yer almayız.

Lozan'ı, üniter yapımızı, anayasamızın değişmez maddelerini ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı hassasiyetini muhafaza edenlerle yol yürürüz.

İki bayraklı, iki dilli, iki başkentli ya da özerklik gibi şımarıklıklara imkân verecek esnemelere asla müsamaha göstermeyiz. Üniter yapımızı haleldar ettirmeyiz.

Biz bu memlekette barış diye dayatılan süreçlerin arka planını biliyoruz. Geçen seçim milletimizi Öcalan ile korkutup yoksulluğa razı ettiler; bu seçimde de başka tehlikelerle süreç yürütmeye çalışıyorlar. Biz bu hatta son derece ilkeli, nazik ve ciddi duracağız. Siyasetimizin merkezinde devlet, cumhuriyet, demokrasi, hukuk ve üretim programı vardır."

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.