SON DAKİKA
Hava Durumu

1 Mayıs Karadeniz Ereğli'de kutlandı!

Karadeniz Ereğli Dayanışma ve Mücadele Platformu, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü kutladı. Atatürk Anıtı önünde toplanan grup; emek, adalet ve demokrasi vurgusu yaparak sömürüye karşı dayanışma çağrısında bulunduğu bir açıklama okudu.

Haber Giriş Tarihi: 01.05.2026 16:01
Haber Güncellenme Tarihi: 01.05.2026 16:14
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.gundem67.com.tr/
1 Mayıs Karadeniz Ereğli'de kutlandı!

Karadeniz Ereğli'de siyasiler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve sendikalar tarafından oluşturulan Karadeniz Ereğli Dayanışma ve Mücadele Platformu, 1 Mayıs kutlama programı gerçekleştirdi.

Bozhane önünde toplanan kalabalık daha sonra sloganlar eşliğinde Atatürk Anıtı önüne kadar geldi.

Kdz. Ereğli Dayanışma ve Mücadele Platformu tarafından 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte emek, adalet, demokrasi ve dayanışma vurgusu yapıldı.

Platform adına hazırlanan basın açıklaması, Eğitim-İş Temsilcisi Mahir Ersöz ile Eğitim Sen üyesi Pınar Akbaş tarafından okundu.

Açıklamada, 1 Mayıs’ın emeğiyle geçinenlerin sömürüye, adaletsizliğe ve baskıya karşı dayanışma içinde bir araya geldiği gün olduğu belirtilirken, ülkede emeğin değersizleştirildiği, hukukun zedelendiği ve kamu kaynaklarının talan edildiği ifade edildi.

Açıklama şu şekilde:

"SÖMÜRÜ DÜZENİNE KARŞI 1 MAYIS

"Ülkemiz uzun süredir emeğin değersizleştirildiği, hukukun eğilip büküldüğü, kamu kaynaklarının ve doğal varlıkların talan edildiği bir düzenin içine sürüklenmiştir. Hak arayanların cezalandırıldığı, itiraz edenlerin susturulmak istendiği bu düzene karşı, bizler bugün alanlarda gerçeği dile getirmek ve taleplerimizi yükseltmek için bir aradayız. Baştan söyleyelim:Bu yaşananların ardında, sınırsız kâr uğruna haklarımızı, yaşamımızı, çevremizi, emeğimizi sömüren bir sistem vardır. 1 Mayıs, bu kapitalist sisteme ve sömürüye karşı emeğin mücadelesini yükseltmenin ve kurtuluşun bu mücadeleyle geleceğini hatırlamanın günüdür.

EMEKÇİNİN GERÇEĞİ: YOKSULLUK, GÜVENCESİZLİK, ÖLÜM

Adaletin terazisi bozulmuştur. Ülkemizde milyonlarca işçi ve emekçi, haftalık 45 saatin çok üzerinde çalışmakta, güvencesiz, sağlıksız ve emniyetsiz koşullarda yaşam mücadelesi vermektedir. Çalışanların yarısının ücreti haline getirilen asgari ücret açlık sınırının altında kalmış; geçim değil, yoksulluk ücreti haline gelmiştir. Çalışanların %14’ünün örgütlü olduğu ülkemizde, sendikalaşma önünde engeller sürmekte, haklarını örgütlenerek savunan emekçiler ya işten çıkarılmakta ya da tehdit edilmektedir. Türkiye’de milyonlarca emekçi iş güvenliği hizmetinden yoksundur. Türk Tabipler Birliği’nin açıklamasına göre, 27 milyon çalışana karşılık yalnızca 11 milyon kişi iş güvenliği hizmeti alabilmektedir. Meslek hastalıkları çoğu zaman kayıt altına alınmamakta, gerçek tablo gizlenmektedir.

TMMOB makine Mühendisleri Odası’nın aktardığı Uluslararası Çalışma Örgütüverilerine göre her yıl yaklaşık 10 bin emekçi meslek hastalığı nedeniyle yaşamını kaybetmektedir.

Ülkemiz ölümlü iş kazalarında Avrupa’da birinci, dünyada ise en kötü ülkeler arasındadır. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine göre HER GÜN 5 IŞÇI IŞ CINAYETLERINDE CAN VERMEKTEDIR. Pek farkında olmasak ta ülkemizde bir emek vahşeti yaşanmaktadır. Bu tablo bir kader değil; adaletsizliğin, denetimsizliğin, ihmallerin ve emeği hiçe sayan anlayışın sonucudur.

ÇOCUK EMEĞİ: GELECEĞİN KARARTILMASI

Daha da vahimi; çocuklarımız da çalışmak zorunda bırakılmaktadır. Türkiye’de, 2024 verilerine göre çocuk işçi sayısı 1,5 milyondur ve bu rakam kayıtsız çocuklarla birlikte 3,5 milyona çıkmaktadır. 15-17 yaş arası çocukların dörtte biri işçidir. Eğitim sistemi içindeki uygulamalar çocuk emeğinin sömürülmesini kolaylaştırmakta; çocuklar okul sıralarında olması gerekirken işyerlerinde, ağır koşullar altında çalıştırılmaktadır. Bu durum, geleceğimizin de karartılmasıdır.

EŞİTSİZLİK DERİNLEŞİYOR

Bu düzende biz üretiyoruz ama emeğimizin karşılığını alamıyoruz. Ücretler enflasyon karşısında erirken, alım gücü her geçen gün düşmektedir. Buna karşın büyük şirketler, bankalar ve holdingler kârlarını katlamaya devam etmektedir. Kadınlar iş yaşamında güvencesizlik, eşitsizlik ve şiddetle karşı karşıya kalmaktadır. DİSK AR’ın Şubat 2026 raporuna göre geniş tanımlı işsizlik 12 milyona ulaşmış durumdadır. İşsizlik, göçmen işçiler, kayıt dışı çalışma iş yaşamındaki katlanılan ve dayatılan zorlukların temel nedenlerindendir. Gençler umutsuzluğa sürüklenmekte, geleceklerini başka ülkelerde aramak zorunda bırakılmaktadır. Emekliler ise yıllarca verdikleri emeğin, ödedikleri primlerin karşılığını alamamamaktadır. Enflasyon ile sürekli azalan maaşları nedeniyle en rahat edecekleri dönemlerindezorluklar içinde yaşamaya mahkum edilmektedirler.

DOĞA TALANI VE RANT DÜZENİ

Vahşi madencilik, kontrolsüz sanayileşme, aşırı betonlaşma ile Doğa ve yaşam alanlarımız da aynı anlayışla yok edilmektedir. Ormanlar, zeytinlikler, meralar ve kentler rant uğruna madenlere, hidrolik ve termik santrallere, turizm tesislerine heba edilmektedir. İl yüz ölçümünün %64’ü orman olan, 546 tür bitkiye, 41 memeli ve 280 kuş türüne ev sahipliğ yapan Zonguldak’ımızın %72’si maden ruhsatlı alan ilan edilmiştir. Doymak blmez kazanç hırsıyla topraklarımız Avrupa’nın çöp deposuna dönüştürülmekte, toplumun ortak varlıkları bir avuç ayrıcalıklı kesime aktarılmaktadır.

DİRENİŞ VE DAYANIŞMANIN GÜCÜ: DORUK MADENCİLİK İŞÇİLERİ

Yaşanan tüm bu adaletsizliklere, baskıya ve engellemelere karşın direnen, örgütlenen emekçinin hakkını söke söke aldığını 28 Nisan’da Doruk Madencilik işçilerinin mücadelesi göstermiştir. Eskişehir’den Ankara’ya kadar, zaman zaman çıplak ayaklarla yürüyen, Ankara’ya girmeleri yüzlerce polis tarafından engellenmeye çalışılan, kanunlara aykırı darp edilen,tüm zorluklara rağmen yılmayıp Ankara’nın göbeğindeki Güven Parkı’na varıp günlerce bekleyen, 9 gün üstleri çıplak açlık grevine giren işçilerimiz kararlılıklarıyla tarihe geçen bir direniş sergilemiştir. Ülkemizin çeşitli yerlerinde maden çıkarmak için 2 binden fazla ruhsat alabilen devasa kaynaklara sahip olan bir holdingin adaleti, ahlakı, insani tüm değerleri yok sayarakpervasızca, çalışanlarının aylarca ücretlerini ve tazminatlarını ödemediğini, sendikalaşmada öncü işçileri işten çıkardığını,birçok haksız uygulamasının olduğunu gördük.İşçilerin yanında olması ve haklarını koruması gereken devlet kurumlarınınaylarca yaşananları umursamadığını, kimin yanında olduğunu net bir şekilde anladık. Bu mücadele bize şunu bir kez daha göstermiştir: Hak ihlallerinden, kötülüklerden kurtuluş ancak örgütlenmekle ve birlikte mücadele etmekle mümkündür.

Çok yaşayın, var olun Doruk Madenciliğin onurlu ve kahraman emekçileri!

ADALET, ÖZGÜRLÜK VE DEMOKRASİ TALEBİ

Bu vesileyle; doğayı koruduğu için tutuklanan Esra Işık’ın, gazetecilik yaptıkları için tutuklanan İsmail Arı, Alican Uludağ ve Merdan Yanardağ’ın derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Siyasi nedenlerle gerçekleştiğine toplumun çok büyük kesiminin emin olduğuson yıllardaki tutuklamaların, yargılama sürecinde ortaya çıkan yalan beyanlar, gerçek dışı iddilar, çarpıtılmış ifadeler vb nedeniyle bir an önce sona ermesini talep ediyoruz. Hukukun siyasallaştırılmasına, adaletsizliğe ve baskıya karşı sesimizi yükseltiyoruz.

BARIŞ VE ULUSLARARASI DAYANIŞMA

1 Mayıs aynı zamanda savaşları sona erdirecek olanın uluslararası dayanışma günüdür. Savaşların ardında başka ülkelerin, halkların, işçilerin kaynaklarını ve emeklerini sömüren politikalar yatmaktadır. Bu savaşlar kapımıza dayanmıştır. Savaşa, emperyalizme, sömürüye hayır demenin, eşit, özgür ve savaşsız bir dünyanın bütün dünyanın emekçilerinin ve halklarının ortak mücadelesiyle kurulacağına inanıyoruz.

ÇAĞRIMIZ

Biliyoruz ki;ülkenin ve dünyanın gerçek gücü emeğiyle yaşayan milyonlardır.

Emeğin hakkını aldığı, gelirde ve vergide adaletin sağlandığı, iş cinayetlerinin son bulduğu, çocukların çalışmak zorunda kalmadığı, kadınların güvende olduğu, gençlerin umutla geleceğe baktığı, doğanın korunduğu, barışın ve demokrasinin hâkim olduğu bir ülke imkansız değil, mümkündür. Bu ancak birlikte mücadele ederek mümkündür. Çünkü kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber ya hiçbirimiz. Bugün 1 Mayıs’ta çağrımız açıktır: Ayrışmaya, bölünmeye ve yalnızlaştırmaya karşı; birleşelim. Haklarımız için, emeğimiz için, geleceğimiz için birlikte mücadele edelim. Bu adaletsiz düzeni değiştirelim."

Açıklamanın ardından şiirler okundu halaylar çekildi.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.