
CHP Zonguldak İl Başkanı Olcay Can, Kadırga bölgesinde heyelan riski nedeniyle evlerinden tahliye edilen vatandaşların yaşadığı ekonomik ve sosyal mağduriyetlere dikkat çekerek yetkililere çağrıda bulundu. Can, vatandaşların yalnızca geçici barınma imkânı sağlanarak mağduriyetlerinin giderilemeyeceğini belirterek, “İnsanları evlerinden tahliye etmekle sorumluluğunuz bitmiyor” dedi.
Zonguldak’ın Kadırga bölgesinde heyelan riski nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan vatandaşların yaşadığı sorunlar gündeme geldi. CHP Zonguldak İl Başkanı Olcay Can, tahliye edilen ailelerin geçici olarak otel ve misafirhanelere yerleştirildiğini ancak barınma dışında birçok temel ihtiyaç konusunda sıkıntı yaşadıklarını ifade etti.
KİRACILAR KULLANAMADIKLARI EVLERİN KİRASINI ÖDÜYOR
Can, özellikle tahliye edilen evlerde kiracı olarak yaşayan vatandaşların, güvenlik gerekçesiyle giremedikleri konutlar için kira ödemeye devam etmeleri yönünde taleplerle karşılaştıklarını belirtti. Geçici konaklama sürecinde bulunan ailelerin bir yandan günlük ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken diğer yandan kullanamadıkları evlerin kira yükünü taşımak zorunda kaldıklarını kaydetti.
Ailelerin kaldıkları yerlerdeki yemek hizmetlerinin ihtiyaçlarını karşılamadığını, çocukların okuldan döndüklerinde öğle yemeklerini kendi imkânlarıyla temin etmek zorunda kaldıklarını aktaran Can, evlerine giremeyen vatandaşların kıyafet ve kişisel eşyalarına ulaşamadıkları için yeni harcamalar yapmak zorunda kaldıklarını dile getirdi.
“YALNIZCA BARINMA SAĞLAMAK YETERLİ Mİ?”
Vatandaşların sorunlarını aktarabilecekleri ve çözüm üretebilecek yetkili bir muhatap bulamadıklarını öne süren Can, AFAD yetkililerinin yalnızca barınma konusuyla ilgilendiklerini ifade ettiklerini belirtti.
Can, açıklamasında bir kaç soru yönetlerek şu ifadere yer verdi;
Kadırga bölgesinde heyelan riski nedeniyle evlerinden tahliye edilen vatandaşlarımız, bugün yalnızca evlerine dönememenin değil, her geçen gün büyüyen ekonomik ve sosyal mağduriyetlerin de mücadelesini veriyor.
Can güvenlikleri gerekçesiyle evlerini terk etmek zorunda kalan ailelerimiz geçici olarak otel ve misafirhanelere yerleştirilmiş olsa da yaşadıkları sorunlar ne yazık ki bununla sona ermiyor.
Vatandaşlarımızın bize aktardığı sorunlar son derece ciddi ve düşündürücüdür.
Özellikle boşaltılan evlerde kiracı olarak yaşayan vatandaşlarımız, kullanamadıkları, hatta güvenlik gerekçesiyle içeri giremedikleri evlerin sahipleri tarafından kira ödemeye devam etmeleri yönünde taleplerle karşı karşıya kalıyor. Bir yandan geçici konaklama sürecini yaşamaya çalışırken diğer yandan kullanamadıkları evlerin kira yükünü taşımak zorunda bırakılıyorlar.
Kaldıkları yerlerdeki yemek hizmetlerinin ihtiyaçlarını karşılamadığı, çocuklarının okuldan döndüklerinde öğle yemeklerini kendi ceplerinden karşılamak zorunda kaldıkları ifade ediliyor. Hava şartlarına göre ihtiyaç duydukları kıyafetleri yeniden satın almak zorunda kalıyorlar. Çünkü evlerine giremedikleri için kendi giysilerine, kişisel eşyalarına ve günlük ihtiyaçlarına ulaşamıyorlar.
Bütün bunlar, zaten ekonomik sıkıntılarla mücadele eden ailelerimizin üzerine ağır bir maddi yük bindiriyor.
Daha da üzücü olanı ise vatandaşlarımızın sorunlarını anlatabilecekleri, taleplerini iletebilecekleri ve çözüm üretebilecek yetkili bir muhatap bulamamalarıdır.
Vatandaşlarımızın aktardığına göre AFAD yetkilileri, yalnızca barınma konusuyla ilgilendiklerini ifade etmiş.
Buradan açıkça soruyoruz:
Barınma sağlamakla vatandaşın mağduriyeti giderilmiş mi oluyor? Çocuğunun karnını doyuramayan, kıyafetini alamayan, kullanamadığı evin kirasını ödemek zorunda kalan bir aileye yalnızca kalacak yer göstermek yeterli midir?
İnsanları can güvenliği için evlerinden tahliye etmek elbette gerekli bir tedbirdir. Ancak tahliye kararıyla birlikte vatandaşlarımızın yaşam koşullarının da güvence altına alınması gerekir. Hiç kimse kendi kusuru olmayan bir afet riskinin ekonomik ve sosyal yüküyle baş başa bırakılamaz.
Bu nedenle;
- Zonguldak Valiliği koordinasyonunda ilgili bütün kurumların katılımıyla acil bir mağduriyet tespit çalışması yapılmalıdır.
- AFAD'ın barınma desteğinin ötesinde, ailelerin gıda, giyim ve diğer temel ihtiyaçları için ilgili sosyal yardım kurumları devreye sokulmalıdır.
- Tahliye edilen kiracıların kullanamadıkları konutlar için karşı karşıya kaldıkları kira yükü değerlendirilmeli, bu mağduriyeti giderecek destek mekanizmaları oluşturulmalıdır.
- Çocukların beslenme, eğitim, okul ve kıyafet ihtiyaçları güvence altına alınmalıdır.
- Evlerine giremeyen ailelerin giysi, ilaç ve kişisel eşyalarına güvenli biçimde ulaşabilmeleri sağlanmalıdır.
- Geçici konaklama süresince ailelerin insanca yaşam koşullarına sahip olmaları için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
- Vatandaşlarımızın sorunlarını dinleyecek, taleplerini takip edecek ve çözüm üretecek sürekli bir yetkili muhatap belirlenmelidir.
Zonguldak Belediyesi, Valilik, AFAD ve ilgili sosyal hizmet kurumları arasında etkin bir koordinasyon sağlanmalıdır.
Unutulmamalıdır ki bu insanlar yardım istemeyi bir tercih olarak değil, yaşadıkları olağanüstü koşulların zorunlu bir sonucu olarak talep ediyor.
Vatandaşlarımız evlerini, düzenlerini ve huzurlarını geride bırakmak zorunda kaldı. Şimdi bir de geçim sıkıntısı, kira yükü, çocuklarının ihtiyaçları ve yarın ne olacağına dair belirsizlikle mücadele ediyorlar.
CHP Zonguldak İl Başkanlığı olarak yetkililere çağrımız nettir:
İnsanları evlerinden tahliye etmekle sorumluluğunuz bitmiyor! Onları bir otel odasına veya misafirhaneye yerleştirmek, yaşadıkları bütün mağduriyetleri ortadan kaldırmıyor. Bu ailelerin insanca yaşam koşullarını sağlamak, çocuklarını mağdur etmemek ve ekonomik kayıplarını gidermek de kamu kurumlarının sorumluluğudur.
Heyelan tehlikesi ortadan kalkana ve vatandaşlarımız evlerine güvenle dönebilecekleri koşullara kavuşana kadar hiçbir aile kaderine terk edilmemelidir.
Hiçbir çocuk aç kalmamalı, hiçbir aile kullanamadığı evinin kirası altında ezilmemeli, hiçbir vatandaş sorunlarını anlatacak bir muhatap aramak zorunda bırakılmamalıdır.
Bizim çağrımız açık: Önce can güvenliği, sonra insanca yaşam. Heyelanzede vatandaşlarımız yalnızca geçici barınma değil, gerçek anlamda destek, dayanışma ve çözüm bekliyor.