Olcay Can: Devletin malını kim denetliyor?

CHP Zonguldak İl Başkanı Olcay Can; TPAO ve TP-OTC'de personel alımlarında torpil, mobbing, hurda ekipman satışı, atık yönetimi ve kamu zararı iddialarına ilişkin açıklama ve belge talep ederek denetim çağrısında bulundu.

Haber Giriş Tarihi: 07.10.2026 14:01
Haber Güncellenme Tarihi: 07.10.2026 14:11
https://www.gundem67.com.tr/

CHP Zonguldak İl Başkanı Olcay Can, Filyos’ta TPAO ve TP-OTC’ye ilişkin kamuoyuna yansıyan iddiaların araştırılması çağrısında bulunarak, “Filyos’ta devletin parasını, devletin malını ve devletin çevresini kim denetliyor?” diye sordu.

CHP Zonguldak İl Başkanı Olcay Can, yaptığı açıklamada TPAO ve bağlı kuruluşlarda personel alımlarına ilişkin torpil ve mobbing, Filyos’taki hurda ekipmanların akıbeti, atıkların bertarafı ve TP-OTC üzerinden gerçekleştirildiği öne sürülen milyonlarca liralık işlemlerle ilgili soru işaretleri bulunduğunu belirtti.

İddiaların birbirinden bağımsız gibi görünse de kamu kaynaklarının kullanımı ve denetimi açısından cevaplanması gerektiğini ifade eden Can, ilgili kurumların açıklama yapmasını istedi.

“BELGE VE CEVAP İSTİYORUZ”

Can, kamu kurumlarında işe alım süreçlerinin hangi kriterlere göre yürütüldüğünün açıklanmasını isteyerek, çalışanların mobbinge maruz kaldığı yönündeki iddiaların da araştırılması gerektiğini söyledi.

Filyos’taki bazı ekipmanların hurdaya ayrıldığı ve daha sonra yeniden kamu şirketine satıldığı yönündeki iddialara da değinen Can, hangi ekipmanların envanterden çıkarıldığı, ne kadara ve kime satıldığı ile yeniden alım yapılıp yapılmadığının açıklanmasını talep etti.

Atıkların toplandığı ancak mevcut arıtma kapasitesinin bu yükü karşılamadığı yönündeki iddiaların da araştırılması gerektiğini belirten Can, atık miktarları, bertaraf süreçleri ve teslim kayıtlarının kamuoyuna açıklanmasını istedi.

“KAMU KAYNAKLARI NASIL KULLANILIYOR?”

TP-OTC üzerinden milyonlarca liralık faturalara ilişkin iddiaların da incelenmesini isteyen Can, ödemelerin hangi hizmetler karşılığında yapıldığının, ihale şartlarının ve kontrol-kabul süreçlerinin açıklanması gerektiğini kaydetti.

Can, söz konusu iddiaların yalnızca şirketleri değil, kamu kurumlarının denetim mekanizmalarını da ilgilendirdiğini ifade ederek, TPAO ve TP-OTC yönetimleri ile ilgili bakanlıkların açıklama yapması gerektiğini söyledi.

İŞTE OLCAY CAN’IN AÇIKLAMASI:

Can açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Filyos’ta peş peşe gündeme gelen iddialar artık birkaç haber başlığından ibaret değildir.

TPAO’da torpil ve mobbing iddiaları…

Filyos’ta hurda ekipmanların akıbetine ilişkin ciddi soru işaretleri…

Atıkların toplandığı, ancak mevcut arıtma kapasitesinin bu yükü karşılamadığı yönündeki iddialar…

TP-OTC üzerinden milyonlarca liralık işlemlere ilişkin kamu zararı iddiaları…

Ve kamu kurumlarıyla iş yapan şirketlere ilişkin cevap bekleyen başka sorular…

Bütün bunların toplamında artık iktidara ve kamu kurumlarının yöneticilerine şu soruyu sormak zorundayız:

Filyos’ta devletin parasını, devletin malını ve devletin çevresini kim denetliyor?

Çünkü ortada birbirinden bağımsız gibi görünen ama aynı yere çıkan çok sayıda soru var.

Ve biz artık laf değil, cevap ve belge istiyoruz.

TPAO ve bağlı kuruluşlarda personel alımlarıyla ilgili torpil ve mobbing iddiaları kamuoyuna yansıyor.

Soruyoruz:

İşe alımlarda hangi kriterler uygulanıyor?

Mülakatlar nasıl yapılıyor?

Kimler işe alınıyor, kimler neden eleniyor?

Çalışanların mobbinge maruz kaldığı iddiaları araştırıldı mı?

Bir kamu kuruluşunda liyakat yerine siyasi veya kişisel referansların devreye girdiği iddiası varsa bunun üzerine neden gidilmiyor?

İktidar yıllardır ‘yerli ve milli enerji hamlesi’ diyor.

Peki yerli ve milli enerji hamlesinin insan kaynağı neden liyakatten değil de referanstan geçsin?

Zonguldak insanı bunu sormakta sonuna kadar haklıdır.

Filyos’taki ekipmanların hurda olarak çıkarılması ve bazı ekipmanların daha sonra yeniden kamu şirketine satıldığı yönündeki iddialar son derece ciddi.

Eğer doğru değilse, açıklayın.

Hangi ekipman hurdaya ayrıldı?

Hangi tarihte envanterden çıkarıldı?

Kaç liraya satıldı?

Kime satıldı?

Sonrasında aynı veya benzer ekipman yeniden kamu şirketine satıldı mı?

Satıldıysa hangi ihale ile ve hangi bedelle?

Burada cevaplanması gereken soru çok basit:

Devlet kendi malını hurdaya çıkarıp sonra yeniden mi satın aldı?

Eğer böyle bir işlem yoksa, belgeleriyle ortaya koyun.

Yok eğer varsa, bunun hesabını kim verecek?

Bir başka ciddi mesele çevre.

Atıkların toplandığı ancak arıtma kapasitesinin bu miktarı karşılamadığı yönündeki iddialar doğruysa, ortada yalnızca ticari bir mesele yoktur.

Bu, doğrudan çevre ve kamu sağlığı meselesidir.

Soruyoruz:

Toplanan atık miktarı nedir?

Tesisin gerçek arıtma kapasitesi nedir?

Kapasiteyi aşan atıklar nereye gönderilmiştir?

Hangi araçlarla taşınmıştır?

Hangi bertaraf tesislerine teslim edilmiştir?

Bunların tamamının kayıtları vardır.

O halde açıklayın.

Çünkü Zonguldak’ın toprağı, suyu ve denizi hiç kimsenin ticari hesabından daha değersiz değildir.

TP-OTC üzerinden milyonlarca liralık faturalara ilişkin iddialar da kamuoyunun önündedir.

Burada da mesele çok açık:

Devlet hangi hizmet için ne kadar para ödedi?

Hizmet gerçekten verildi mi?

Verilen hizmetin miktarı ile fatura edilen bedel birbirini tutuyor mu?

İhale şartları neydi?

Kontrol ve kabul işlemlerini kim yaptı?

Ödemelere kim onay verdi?

Eğer ortada kamu zararı yoksa bunu belgeleriyle açıklamak zor değildir.

Ama kamu zararı varsa…

O zaman sorumlular kim?

Burada iktidarın özellikle cevaplaması gereken temel mesele budur:

Devlet kurumları ne için vardır?

Denetlemek için.

Kamu parasını korumak için.

Kamu malını korumak için.

Çevreyi korumak için.

Liyakati korumak için.

Eğer bunların hiçbiri yapılmıyorsa, milyonlarca liralık kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığını kim kontrol ediyor?

TPAO yönetimi ne yapıyor?

TP-OTC yönetimi ne yapıyor?

İlgili bakanlıklar ne yapıyor?

Denetim mekanizmaları nerede?

Zonguldak’ın geleceği; torpille, mobbingle, şeffaf olmayan ihalelerle, kamu malının akıbeti belirsiz işlemlerle ve çevreyi tehdit eden uygulamalarla yönetilemez.

Kimseyi peşinen suçlamıyoruz.

Ama kimse de ‘iddia’ kelimesinin arkasına saklanarak sorumluluktan kaçmasın.

İddialar asılsızsa belgeleriyle çürütün.

Kamu zararı yoksa raporları açıklayın.

Usulsüzlük yoksa ihale dosyalarını ortaya koyun.

Çevre sorunu yoksa atık kayıtlarını açıklayın.

Torpil yoksa personel alım kriterlerini açıklayın.

Mobbing yoksa yapılan incelemelerin sonuçlarını açıklayın.

Şeffaf olun.

Çünkü devlet yönetmek, sadece makam sahibi olmak değildir.

Hesap vermeyi de bilmektir.

Filyos kimsenin özel mülkü değildir.

TPAO ve TP-OTC kimsenin şahsi şirketi değildir.

Kamu kaynakları iktidarın değil, milletindir.

Ve Zonguldak’ın geleceği birkaç kişinin kararına teslim edilemez.

Bugün sorduğumuz soruların cevabını istiyoruz.

Belgeleriyle.

Rakamlarıyla.

Denetim raporlarıyla.

Ve gerekirse bağımsız bir soruşturmayla.

Çünkü artık mesele şudur:

Filyos’ta ne oluyor?

Kamu kaynakları nasıl kullanılıyor?

Kim denetliyor?

Ve denetleyenleri kim denetliyor?

Zonguldak halkı adına bu soruların cevabını bekliyoruz.”