
Türkiye Cumhuriyeti, 103 yıl önce emperyalizme karşı verilen tam bağımsızlık mücadelesiyle kurulmuş, aklın ve bilimin rehberliğinde yükselmeyi hedeflemiş insanlık tarihinin en büyük devrimlerinden biridir. Cumhuriyetimizin temeli yalnızca siyasi ve askeri bağımsızlık değil; üreten, sorgulayan, özgür yurttaşların yaratılmasıdır. Bu doğrultuda Eğitim-İş, yürüttüğü laik, bilimsel, çağdaş, kamusal, parasız ve karma eğitim mücadelesiyle Cumhuriyet ilke ve devrimlerinin hem teminatı hem de taşıyıcısı olma görevini sürdürmektedir.
"Kimsesizlerin Kimsesi" Olan Cumhuriyet
Gericiliğe, bağnazlığa, yobazlığa, yoksulluğa ve çaresizliğe karşı "kimsesizlerin kimsesi" olarak kurulan Cumhuriyet; karanlığa karşı aydınlığın, kulluğa karşı yurttaşlığın zaferidir. Kurtuluşu yabancı ellerde aramayan, kaderini saraya teslim etmeyen, her şeyi kendinden bekleyen bir halkın iradesidir. 1933 yılında Cumhuriyetimizin Onuncu Yıl kutlamalarında Ankara’da açılan, “Her şeyi kendimizden bekleriz!” pankartı günümüzdeki mücadeleye ışık tutmaya devam etmektedir.
Eğitim Sisteminde Yaşanan Yıkım ve Tehditler
Bugün Cumhuriyetimizin en temel değerleri çok yönlü bir saldırıyla karşı karşıyadır. Anayasa’nın kurucu nitelikleri tartışılmakta, ÇEDES ve benzeri protokollerle okulların kapıları gerici yapılara açılmaktadır. “Maarif Modeli” adı verilen çağdışı müfredat dayatmalarıyla akıl, bilim, sanat, felsefe ve Atatürk ilke ve devrimleri ders kitaplarından çıkarılmakta; Cumhuriyetin eleştiren, düşünen, sorgulayan özgür yurttaş ideali aşındırılmaktadır.
Cumhuriyetin her çocuğu kendi evladı gören anlayışı çiğnenmekte; yüz binlerce çocuk okul sıralarından koparılarak atölyelere ve fabrikalara ucuz, güvencesiz işçi olarak mahkûm edilmektedir. Kamusal kaynaklar sermayeye aktarılırken çocuklarımız okulda bir günü aç ve susuz geçirmekte, nitelikli eğitim yalnızca parası olanların erişebildiği bir ayrıcalığa dönüştürülmektedir.
Öğretmenlerin Yalnızlaştırılması ve Güvencesizlik
Atatürk’ün “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller yetiştirme görevini verdiği öğretmenler ise bugün güvencesiz çalışma koşullarıyla, yoksulluk sınırının altındaki ücretlerle ve her geçen gün artan şiddetle baş başa bırakılmıştır. Eğitimde yaşanan bu yıkım, Cumhuriyetin kamucu ve aydınlanmacı birikimiyle hesaplaşan siyasi anlayışın doğrudan eseridir.
"İlelebet Cumhuriyet" Vurgusu
Cumhuriyet saraylardan alınan icazetle kurulmamıştır; onu kuran halkın örgütlü iradesi, bugün de onu savunacak ve yükseltecek olan yegâne güçtür. Eğitim-İş olarak sınıflarda, okullarda ve meydanlarda büyütülen örgütlü güçle kulluğa karşı yurttaşlık, gericiliğe karşı bilim ve sömürüye karşı emek savunulmaya devam edilecektir.
29 Ekim; Cumhuriyeti coşkuyla kutladığımız, onun bağımsızlık ve aydınlanma idealini yaşatma irademizi tazelediğimiz gündür. Cumhuriyeti savunmak; çocukların eğitim hakkını, emekçilerin insanca yaşamını ve halkın egemenliğini savunmaktır.
Başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü, kurucu kadroları ve Cumhuriyet uğruna mücadele eden tüm devrimcileri saygıyla anıyor; Cumhuriyetimizin 103. yılını kutluyoruz.
Yaşasın Cumhuriyet! İlelebet Cumhuriyet!